Baharı Kucaklayan
- 2 gün önce
- 1 dakikada okunur
Dalın ucunda unutulmuş son soğuk,
Taşın dibinde bekleyen son hüzün,
Suyun içinde ağır ağır eriyen eski bir ad.
Bir çocukluğun,
bir sesin,
bir daha dönmeyecek bir kalbin
uzakta kalmış kıyısı gibi.
Sonra ormana daldım.
Çamların arasında,
unutulmuş bir rüyanın içinden yürür gibi.
Reçinenin ağır kokusunda,
karanlığın bile canlı olduğu o yerde
otların ucunda sabahın küçük sırları.
Kırmızı çiçeklerin açtığı yere vardım sonra.
Rüzgâr dokundu omzuma.
Beyaz bir kelebek geçti içimden,
geç kalmış ama yine de gelmiş
baharın ilk cesaretinden.
Parlak mavi dallar
göğe vurunca
bir sarı kuş
şarkısını söyledi,
dua gibi.
Dedi:
her şey fanidir,
ışık da, gölge de.
Tenim,
yorgunluğum,
dağın ötesi dediğim şey
belki de sadece
yeniden inanabilen bir gündü.
Çiçek tarlasında bir koyun sürüsü,
ötesinde
beyaz bulutlar.
Mavi kumsal boyunca
gidiyor,
geri geliyordu.
İnsan da gelir kendine
en beklemediği anda,
bir bahar esintisinin
omzuna değmesiyle.
Bahar.
Bir daha.
Bahar.
Uçmak için değil henüz.
ama tutunmak için
ince bir dala.