top of page

ANTIDISCIPLINARY ARTIST DIARY

Dünyanın Son Akşamları

  • 17 Haz
  • 1 dakikada okunur

Günün sonunda 

gece yavaşça soyundu. 

Gölgeler, 

karanlık ve pişmanlıklar…

Kuşlar başka göklere yazılmış,

bulutlar çekilmiş.

Yağmur, merhametini toplayıp gitmiş. 

Gençliğin o taze mezarında 

yarım bir şarkı;

insanı usul usul bozan, 

ve aynalarda durmadan ileriye saran 

çaresiz bir vakti geri alma telaşı.


Haziran ortası; 

Göğsümde mucizelerin o sağır sessizliği, 

Masamda iki bardak, 

iki suskunluk, 

bir de yıllardır konuşulmayan 

beni bu sahipsiz, 

bu yarım bırakılmışlığa fırlatan 

o çıplak, o arsız aile masalı.


Paçalarımdan akıyor vaktin ve nakdin borcu, 

Alacaklı bir dünya kapımda, 

İçimdeki kuyuyu terapist Hasan dinliyor; 

Kelimelerim bir yabancıya emanet, 

anlatmak, uçurumun kenarında kök salma inadı.


Yoksa kalbim 

dünyanın unutulmuş o tekinsiz kıyısı mı? 

Nerede göğsüme konan kuş? 

Ağzımda kesik darmadağın nefesler. 

Otuz sekize az kala, 

Uzak anlam, 

Gelemeyen cevaplar. 

İçimde kapısı bulunmayan ev, 

Nerede bir cümlenin 

beni hayata bağlayan o ince ipliği?

Yine de her gün diyorum kendime: 

Memento mori. Unutma, öleceksin. 

 
 
bottom of page