top of page

ANTIDISCIPLINARY ARTIST DIARY

Mimozaların Dönüşü

  • 27 Mar
  • 1 dakikada okunur

Avluya ormanın eli değmiş;

ince sarı bir toz çökmüş taşlara,

eşiklere, yorgun saksılara.

Üstüne su tuttum,

birikmiş mevsimi yıkar gibi…


Gölgeli yerlerde serinlik,

güneş gören yüzlerde kuru sıcaklık.

Yeryüzü iki renge ayrılmış:

göğe yakın olanlar hafif,

içe çökenler koyu tortu.


Uzaklarda hayat yine sert,

burada dallar

usulca yeniliyordu kendini.

Mimozaların dönüşü,

bahçede tomurcuğun sabrı.

İçimde kışın ürpertisi.

Sandım ki

kırılan yerde filiz yok,

sanki bütün kederlerimde boğulmuşum.


Su yolunu izlemiş de gelmiş

geç kalmış bir dinginlik.

Köklerin dibinde oyalanmış,

akşamüstüne kadar

adımı bilmeden beklemiş;

çocukluğumun unutulmuş bahçesinde.


Kalbim de hâlâ

tarlanın ortasında.


Aldanışla hakikat arasında

kalmış

akşam güneşi.


Bir yüzü aşka dönük.

Bir yüzü

toprakla gök arasına

sıkışmış.


Gecesi kırgın

güz akşamı,

Sabahı ilkbahara inanan

çıplak incir dalı.


Aynı bedende taşıyor

hem külü

hem kıvılcımı.

 
 
bottom of page