top of page

ANTIDISCIPLINARY ARTIST DIARY

Müsvedde Hayatlar Sınavı

  • 27 Nis
  • 2 dakikada okunur

Dört duvarın kusuru, yatağın rehin aldığı eski rüya; 

Nevresimlerde terli bir mağlubiyet, 

Koltuğun belime attığı kalleş düğüm. 

Mutfakta üst üste bulaşıklar, o sinsi heykel... 

Peçetelerden gribal bahar manzarası. 

Kırmızı, çiğ ve yabancı;

burnumun üstü aşınmış bir coğrafya.


Saçlarım papara, sakalı kestim dün gece; 

Yüzüm dargın akraba, aynada on beş yaşımın acemiliği.

İçimde patlayan o kabızlık sessizliği.

Komşu Aslı’nın tarhanası kapıda;

küçük bir teselli ikramiyesi.

Ciğerim patlak bir körük, sigara dumanı küfür gibi genzimde; 

Diziler bitiyor, telefonun ışığı gözlerimi oyuyor.

Sümük falında hep aynı yol: 

Labirentin ortası, ay sonu, cebimdeki o kadim boşluk. 


Sesim telefonun ucunda hıçkırık, 

Yine o bildik red, yine o mühürlü kapılar...

Uykularım bitmeyen o lanetli derslik; 

Sınavdayım, önümde o beş sayfalık uçurum. 

Harfler rüzgârda dağılan karıncalar gibi, 

Okuma yazmayı unutmuş bir çocuk çaresizliği. 

Herkes bitiriyor, herkes gururlu,

Kazananların parlak gözleri bedenimi ezip geçiyor.

Arkamda Elif... 

Bir omuz boyu mesafe, bir hayat boyu uzaklık,

kopya bir nefes kadar yakın.

Ellerim felç, ruhum dilsiz, zihnim hep bulanık. 

Zaman, aktıkça boş kâğıtların beyazında boğuluyor. 

Sona doğru yine pes, yine teslim.


Uyandım. Kâğıt yok, sınav bitti, oda dağınık; 

Dışarısı da o sınavın başka bir provası değil mi? 

Sorular aynı, cevaplar yok. 

Yine de yaşıyorum 

yırtılmış bir sınav kâğıdı gibi. 

Sorarım bu hayatın o kabustan ne farkı var?


Dört mevsim, aynı odanın içinde

hasta bir saat gibi dönüp duruyor;

Günler açıyor,

günler soluyor,

birbirinin üstüne kapanıyor.


Ovada sarı çiçekler

kendi küçük kıyametini başlatmış.

Bahçenin ucundan sarkan katır tırnakları;

bana bakan sarı, vahşi ağızlar gibi.

Karadut ilk karanlığını toprağa döküyor.

İncirler,

güneşi bekleyen sert ve sabırlı yeşermiş kalpler;

henüz tatlanmamış bir yazın

içine kapanmış çocukları.


Önümde tuval, ellerimde yorgun hayat. 

İkinci vadi, o meşhur Aşk Vadisi

Ama ne kalem oynuyor, ne de gönül razı. 

Aşk, bu enkazın neresine yakışır şimdi?

 
 
bottom of page