top of page

ANTIDISCIPLINARY ARTIST DIARY

Tuvalimdeki Kerpiç: Ruhun Dar Atlası

  • 6 saat önce
  • 1 dakikada okunur

Bak, yine uyandı

o kadim toprak,

çitlerin ötesi tufan,

az ilerisi kıyamet… 

Burası ise

süt beyazı,

dilsiz bir durak.


Ben yine o çocuk,

hani şehrin gürültüsünden kaçıp,

köyün taşlı yollarında

kendi krallığını

bir türlü kuramayan.


Ayaklarımda

kıştan kalma o ağır çamur,

avuçlarımda

çiğ bir sarı güneş…


Dışarısı hep yabancı,

içerisi

bitmeyen bir yangın,

bir ateş.


Tam karşımda

yolun bittiği

o son kerpiç duvar;

buradan öteye gitmek,

artık kendimden firar.


Erik ağaçları

ansızın çiçek.

Henüz ham bir meyve gibi

sabırsızlığım;

dayanamayıp ısırdığım

eriklerin çekirdeği,

genzimde patlayan

o kekremsi,

o acı hatıra…


Anla beni,

Korkum dışarıdaki yalandan değil, 

içimdeki gerçekten.


Genişleyen göğüs kafesim,

yükten incelen belim…

Resmettiğim her kuş,

göğe bıraktığım nefesim.


Fırçamı daldırıyorum 

ovanın en mahzun yeşiline.

Dünya bir hapishane,

oysa ben

sığmıyorum içime.


Kapıları kilitledim,

pencerem

sonsuzluğa açık.

Bilmezler ki,

saklandığım bu daracık ev,

aslında

yıldızların döküldüğü

o gizli yolun sonu.


Bir leylek havalansa şimdi

buğday tarlalarından,

ben koparım

dünyanın bütün

o sahte kollarından.


Bahar gelmiş…

varsın gelsin.

Köyün orman kıyısında,

kendi rengimin

en koyu tonundayım.


Bir çocuğun sessizliğiyle

dünyayı içime ekiyorum.

Tomurcukların sancısıyla 

hala açmayı bekliyorum.

 
 
bottom of page