top of page

ANTIDISCIPLINARY POETICA

poems by deniz aşık
  • 30 Haz 2025

Cennetimi ellerimle yoğuruyorum;

yalnızlık,

bir yemin artık boynumda.

Bir şiirin ilk dizesi gibi.


Sen,

Avrupa’nın cilalı aynalarında

gününü gün ederken,

Burada içimde bir şair doğurdum.

Köklerimden kan sızdı

mısralara —

senin adını anmadan

yaralarımı kıymete dönüştürdüm.


Bir şair doğuyor içimden,

köklerimden kırılarak,

kendi dilini kurarak.


Edebiyatın taş levhasına

adımı kazıyacağım —

seninle değil,

sana rağmen.


Göğsümde bir yangını taşıyacağım.

Sense zamanın tozuna karışacaksın.

Çünkü ben satırda kalacağım.

Siz paraya taparken,

ben kalbe mühür vuracağım.


Aşık.

Bu soyadı, bir rastlantı değil —

bu, aşkın ateşini taşıyanların

çilesidir.

Ben daha yeni başlıyorum.

Mısralarla

yeni bir çağı başlatıyorum.

  • 30 Haz 2025

Güneş belki de.

Karınca yuvası kadar derin

bir sabah sessizliği.

Elleriyle bahçe kuran herkes bilir:

toprak, insanın içini de eşeler.


Kökler,

sadece bitkilerin değil,

benliğimin de yerlisidir artık.

Her kürek darbesiyle

gizli bir kapı açılıyor

ne yöne gittiğini bilmediğim bir cennete.


Ben iyi oldum bugün,

karıncaların ayak izini bozmadan yürüdüm,

Gölgemin üstüne bastığımda

özür diledim.


Yatağım hazır

çocukluğumdan kalma bir serinlikte.

Uyku, tut ellerimi.

Sabaha kadar sakla beni.

Rüyalarıma kuşlar konsun,

gördüğüm her şey

yeniden doğmuş gibi olsun.


Yarın bir fesleğen kokusuyla

yeniden sorayım kendime:

“Neresi yurdum?”

Belki de hâlâ,

güneştir.

Bugün, takvim 21 Haziran.

Gönlüm, nihayet yazla delinmiş.

Yüzüm güneşin altında kavrulurken,

hayatım da gölgede pişmedi mi zaten?


Evim var artık,

kendi ellerimle kazıdım duvarını,

betonun içinden bir kalp çıkardım.

İçinde ne varsa fırtına, sessizlik,

hepsi yerini buldu.


Bahçem bitecek birkaç güne.

Toprak sabırla susuyor; 

Ben köklerimle konuşuyorum artık.


Seni tanımadan önceki halimdeyim;

bir taşın içinde gizlenmiş

ve henüz suya kavuşmamış bir tohum gibi.

Tanrım,

ne olur,

artık çiçek açmak istiyorum

olduğum yerden,

göç etmeden, kaçmaya gerek kalmadan.


Gerçek olmayandan

gerçeğe doğru uzan bana.

Karanlıktan ışığa,

uykudan uyanıklığa,

ölümden ölümsüzlüğe.

Kendi varlığımın merkezinde

bir dua gibi

dimdik duruyorum:


Om Shanti.

bottom of page